
Eczacının İnternetle İmtihanı 1:
İlacın ve İlaç Dışı Ürünlerin İnternetten Satışı
İnternet, coronavirüs
yardım ve yataklığıyla son dönemde yaşamımızın her yanına kaçınılmaz biçimde
girdi. Pandeminin hukuk, ticaret ve insan ilişkilerini yeniden düzenleyeceği
varsayılmıyor değildi. Ancak sınırlarının bu denli genişleyeceği ve her yanımızı
sarıp sarmalayacağı sezilse bile, belki tutmaz düşüncesi de yok değildi. Bütün
bunlar boşa çıktı; online ya da dijital veya sanal diyebileceğimiz çerçevenin
içine akla gelen hemen her şey sığmaya başladı.
Kuşkusuz en çarpıcı
gelişme; online ticaretin sadece mal
alışverişiyle sınırlı kalmayıp hizmet sektörüne de el
atmış olması. Sağlık alanı ise önce mal, daha sonra da hizmet piyasasında,
bütün girift yapısına ve tartışmalara karşın hızla dönüşerek ilginç bir
dönemden geçiyor.
İlaç ve eczacılık
alanı, online alışverişi, açılan web sitelerini, sosyal medya hesaplarını,
fiili durum yaratılarak ilerleyen internet satışlarını tartışadursun; devlet,
yani alanın hakimi Sağlık Bakanlığı 10.02.2022 tarihinde, hekimler ve sağlık
kuruluşlarına şoke edici bir meşruiyet hizmet çerçevesi sundu: Uzaktan Sağlık Hizmetlerinin Sunumu Hakkında
Yönetmelik… Bu Yönetmelik’le özellikle pandemide telefon ve
internet üzerinden hızlanan yaygın adıyla teletıp uygulamaları artık belli bazı
alanlarda ve belli bazı koşulların yerine getirilmesiyle resmen uygulanabilecek
hale geldi.
Bu arada, ilaç
eczacılık alanında ise özellikle klasik tipteki serbest
eczaneleri kara kara düşündüren gelişmeler oluyor ve bazen
eczacılar yani meslek mensupları, bazen eczacılık dışı yapılar veya ikisinin
işbirliği ile ilacın satışı ve tanıtımında sınırlar zorlanmaya devam ediliyor.
Eczacılar açısından, online
satışlar ve tanıtımlar bakımından ortalık toz duman.
Kimin neyi ve nasıl
yaptığı, yapılabilir ya da yapılamaz olduğu, yapanların izlendiği ya da imrenildiğinden
başlayarak, de facto gelişmelerin formel ve yasal düzlemde formüle edilerek
herkes tarafından kullanılabilir kılınması gerektiğini düşünenler olduğu gibi,
tamamen yasaklanmasını düşünenlerinin de olduğu geniş bir tartışma skalası
vardır.
Bununla ilgili en kesin
ve ortak kanaat, teknolojik ve sosyolojik dönüşüme, ilaç-eczacılık hukuksal yapısının ayak uyduramadığı ve
mevzuattaki boşluğun hızlıca giderilmesi ihtiyacıdır.
Bu tartışmaların ana
akarlardan birisi hiç kuşkusuz, her kafadan bir sesin çıktığı ve odaların hukuk
birimleri dahil tatmin edici açıklama ve tavırların olmadığı “Eczacıların internet sitesi açıp açamayacakları,
buradan faaliyette bulunup bulunamayacakları, yine eczacıların sosyal medya
hesaplarından tanıtım, satış ve danışmanlık yapıp yapamayacakları”
konusudur.
Peki eczacılar internet
sitesi açabilirler mi, buradan ya da sosyal medya hesaplarından faaliyette
bulunabilir mi, ilaç satışı yapabilir mi? Bu soruyu yanıtlayabilmek için,
öncelikle bu yazıda ilacın ve ilaç dışı ürünlerin internetten satışı
yapılabilir mi sorusuna yanıt arayacağız…
Bunun için de eczacı ve
eczane tanımının yapıldığı, yapabilecekleri işlerin ve nasıl yapacaklarının
belirlendiği 6197 sayılı Eczacılar ve Eczaneler Hakkında Kanuna bakmamız
gerekiyor.
Yasanın 24. maddesi şu
şekildedir: “…İlaçların internet veya
başkaca herhangi bir elektronik ortamda satışı yapılamaz. Eczane eczacıları ve
eczaneler adına internet sitesi açılamaz…”
24. maddenin 1.
fıkrasının son iki cümlesi ilk bakışta çok net ve açıklayıcı görünse de aslında
ilaç eczacılık dünyası, ilaç, ilaç dışı ürünler ve ilacın tanıtımı ve satışını
asla kavrayabilen bir düzenleme değildir.
Açalım…
Eczanede satılabilen
ürünlerin satış ve tanıtımında dikkat edilirse sınırlama hükmü, “…ilaçların…” demekle sadece ilaçlar
için getirilmektedir. Şu halde ilaçlar internet ve başkaca herhangi bir
elektronik ortamda satılmaz. Bu doğru ve net… Peki zaten harıl harıl eczane
dışında da satışı yapılan ve aynı zamanda yasaya göre eczanede de satılabilen
(6197/m. 28) ilaç dışı
ürünlere, örneğin gıda takviyeleri, dermokozmetik ve basit
sarf medikal malzemelerinin internetten satışına ne diyeceğiz?...
İlacın ne olduğu ise
6197 sayılı yasanın “Ecza ve Kimyevi Maddeler” başlıklı üçüncü bölümünde
(21-29.maddeler arası) ve 43. maddesinde, ayrıca salt bu konuya özgü 1262
sayılı İspençiyari ve Tıbbi Müstahzarlar Kanunu’nda (özellikle 1, 12, 13,
18.maddeleleri) belirtilmiş ve ayrıca hangi sağlık ürünlerinin münhasıran ve
sadece eczanede satılabileceği(6197/m.28) açıkça belirlenmiştir. Öte yandan
ilaç tanımı dışında olan sağlık beyanlı ürünlerde de nasıl hareket edileceği
ise 5996 sayılı 5996 sayılı Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem
Kanunu ve yönetmeliğinde saptanmıştır.
Bu durumda yasanın
“internetten satış yasağı” sadece ilaçlar
içindir.
İlaç dışı kabul edilen
ve eczanede veya dışarıda satılabilen ürünlerin internetten satılmasında ise
herhangi bir engel yoktur. Eczacılar ve eczaneler dışında kalan herkes ilaç
dışı ürünleri yasal bir engelle karşılaşmadan dev alışveriş sitelerinde çatır
çatır satmaktadır. Şu halde yasanın “…Eczane eczacıları ve eczaneler adına
internet sitesi açılamaz…” hükmü ayrık tutularak eczacılar için de ilaç dışı
ürünler bakımından bir engelinin olmadığını söyleyebilirz.
Böylece 6197 sayılı
Eczacılar ve Eczaneler Hakkında Kanun’un 24. maddesinin 1. fıkrasının ilk
cümlesi olan “…İlaçların
internet veya başkaca herhangi bir elektronik ortamda satışı yapılamaz.” kısmına,
eczanede satılabilecek diğer ürünler için bir kısıtlama olmadığı şerhiyle
birlikte açıklık kazandırmış oluyoruz.
Ancak eczacılar için ne olabileceği tartışması; bir sonraki yazımızda ele alacağımız aynı maddenin 'Eczane eczacıları ve eczaneler adına internet sitesi açılamaz...' cümlesinden hareketle bütünlük kazanacak ve sonraki yazıda “Eczacılar internetten satış yapabilir mi?”sorusunun yanıtı ve hukuksal bağlamı ortaya konulacak şekilde konu açımlanmaya devam edilecektir.
Orjinal Yazı ----> https://www.eczacininsesi.com/sis-cani-detay.php?id=161
Eczacının İnternetle İmtihanı 2:
Eczacılar İnternetten Satış Yapabilir Mi?
Neden yapmasın?... Asıl
soru budur…
6197 sayılı Eczacılar
ve Eczaneler Kanununun 24. maddesinin “…İlaçların
internet veya başkaca herhangi bir elektronik ortamda satışı yapılamaz. Eczane
eczacıları ve eczaneler adına internet sitesi açılamaz…” hükmünden
hareket ederek genel ve çok geniş bir çerçeveden internetin eczacılara kapalı
olduğu düşünülüyor.
Buna katılmak mümkün
değil…
Bir önceki yazıda (Eczacının İnternetle İmtihanı 1: İlacın ve İlaç
Dışı Ürünlerin İnternetten Satışı) “internet sitesi
açılamaz” hükmü ayrık tutulacak olursa ilaçların değil ama ilaç dışı eczanede
satılabilen ürünlerin internet üzerinden eczacılar tarafından satılabileceğini
tespit etmiştik.
Yineleyelim; neden
hemen herkes satış yapabilirken, asıl bu işin uzmanı olan eczacılar bunu
yapamamaktadır.
Bunun eksik bilgiye,
eksik yoruma ve genelgeçer yaklaşımlara dayandığı anlaşılıyor.
Öncelikle belirtelim
ki; yasanın 24. maddesi sadece ve sadece “ilaçların”
internet ve diğer elektronik ortamlarda satışının yapılamayacağını belirtiyor.
Şu halde eczanede satılabilen “ilaç ve
Sağlık Bakanlığı’ndan ruhsatlı münhasıran eczanede satılan ürünler”
dışında kalan herşey eczacılar tarafından da internet ve elektronik ortamlarda
satılabilir. Buna Tespit 1 diyelim…
Ve fakat eczacı
tarafından internetten satılabilen ilaç dışı ürünler sadece ve sadece eczacı
veya eczane adına açılan internet sitelerinden satılamaz. Zira 6197 sayılı
yasanın 24. maddesi aynı zamanda “…Eczane eczacıları ve eczaneler adına
internet sitesi açılamaz..” hükmünü koymuştur. Buna da değerlendirmemiz
çerçevesinde Tespit 2 diyelim.
Tespit
3 daha çarpıcı ve konuyu sonuca
bağlıyor:
İnternetten
ne anlıyoruz?.. Biz daha geniş bir platform olarak
görürken 6197 sayılı yasa, 24. maddesinden anlaşıldığı kadarıyla interneti “..Eczane eczacıları ve eczaneler adına internet
sitesi açılamaz…” hükmünden hareketle sadece ve sadece
internet sitesi ya da bilinen ismiyle “web
sitesi” olarak algılıyor. Bu durumda eczacılar evet web sitesi
açamaz ama açılmış ve sahibinin kendileri olmadığı web sitelerinde özellikle de
sosyal medya hesaplarında “eczanede
satılabilen ilaç dışı ürünleri” satabilirler.
Başka bir deyişle yasa
internet sitesi açamaz diyor sosyal medya hesabı açamaz demiyor. Yasada bunu
engelleyebilecek bir düzenleme yok. Sosyal
medya siteleri eczacıların veya eczanelerin olmadığına göre
yasaya göre rahatlıkla buradaki hesaplarından tanıtım yapmaları ve ilaç dışı
ürünleri satmaları mümkündür.
6197 sayılı yasanın 28.
maddesi ile buna dayanarak çıkarılan Eczacılar ve Eczaneler Hakkında
Yönetmeliğin “Eczaneden satışı yapılacak
ürünler” başlıklı 42. maddesinde beşeri ilaçlar ve Sağlık
Bakanlığı’ndan ruhsatlı ya da izinli sağlık ürünlerinin münhasıran eczanede
satışının yapılacağı, bunların dışında kalan ve anılan maddelerde belirtilen
diğer ürünlerin ise eczaneyle birlikte başka satış yerlerinde de satılabileceği
düzenlenmiştir. Bu ürünlerin fiziki ya da sanal herhangi bir yerde, herhangi
bir kişi için satışının engellenebileceğine ilişkin herhangi bir ayrım yoktur.
Dolayısıyla ilaçlar ve münhasıran eczanede satışı yapılanlar dışında kalan
ürünlerin herkes tarafından ve her türlü internet ve
elektronik satış yöntemi kullanılarak satıldığı, ancak iş bunların eczaneler ve
eczacılar tarafından satışına geldiğinde engellendiği ya da buna ilişkin
tartışmaların sürekli manipüle edildiği bir ortamda elbette sıradışı bir
yaklaşımla bunları yazmak ilk anda tepki çekebilir. Buna karşın Halep ordaysa
mevzuat bütün açıklığıyla burdadır.
Dijital yaşamın en
mahrem yerlere uzandığı bir ortamda bunların tartışılmasının ve halının altına
süpürülmemesinin önemi şudur: Sosyolojik gelişmeyi ve geleceği şimdiden ve
planlı biçimde hukuksal çerçeve içine almazsanız, bir süre sonra fiili durum yaratılarak
doldurulmasına ve zaman içinde merdivenaltı yöntemlerin yasal süreçleri
istediği gibi dayatmasına katlanmak zorunda kalırsınız.
Kuşkusuz, istenilen, bu
ve önceki yazıda mevzuat yönünden ortada olan ancak eczacılık alanı dışında
kalan/tutulan konuların teknolojik gelişmelere uygun, ayrıntılı, halk sağlığını
dikkate alacak, geleceği öngörecek şekilde düzenlenmesidir.
Kanaatimizce “Eczacılar internetten satış yapabilir mi?”
sorusu; ek bir mevzuat düzenlemesine gerek kalmadan mevcut ilaç eczacılık mevzuatı
çerçevesinde, ilaç dışı ürünler için rahatlıkla evet diye yanıtlanabilir. Ancak
işin doğrusu, herkesin, her mecradan hukuk ve sağlık düzenini hiçe sayarak
girdiği bir alanda, eczacılar için açıkça, ayrıntılı ve modern bir yasal
düzenleme yapılmasını sağlamak, çağcıl bir mesleğe yakışacak davranış biçimi
olacaktır.
“Eczacının İnternetle İmtihanı” seri yazılarının bundan sonraki üçüncüsünde “Eczacılar internet sitesi açabilir mi?”sorusunu yine genelgeçer tutumların tersine bir yaklaşımla yanıtlamaya çalışacağız.
Orjinal Yazı ----> https://www.eczacininsesi.com/sis-cani-detay.php?id=162
Eczacının İnternetle İmtihanı 3:
Eczacılar İnternet Sitesi Açabilir Mi?
(Hukuksal Çerçeve)
Yine yanıtımız, karşı soruyla olacak: Neden açmasın?..
Eczacılar bu ülkenin vatandaşı olarak Anayasanın iletişim, bilgi yayma, ifade ve ticaret özgürlüğünden neden yararlanmasın…
Önce hukuksal bir çerçeve çizip, hemen arkasından sonraki yazıda konuya devam edip uygulamadan örnekler vereceğiz.
Genel olarak iletişim hakkı Anayasa’nın 22 ve 26. maddeleri çerçevesinde değerlendirilebilir. Buna göre haber alma ve iletişim özgürlüğü bir hak olarak düzenlenmiş, kitle iletişim araçlarını da içerecek şekilde 22. maddede kapsam ve çerçevesi belirlenmiştir.
Yine düşünce ve kanaat açıklama özgürlüğünün yığınsal iletişim araçlarıyla özgür biçimde yapılabileceği hususu “Düşünce Kanaat Açıklama Özgürlüğü” başlıklı 26. maddede “Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir. Bu hürriyet resmi makamların müdahalesi olmaksızın haber veya fikir almak ya da vermek serbestliğini de kapsar…” şeklinde belirlenir. Düşünceyi açıklama, bilgi edinme, haber alma ve verme özgürlükleri bu madde çerçevesinde değerlendirilir.
Anayasa; iletişim hakkını, düşünce ve kanaat açıklama ve yayma özgürlüğünü düzenlerken, bir yandan kamu hukukunun en önemli konularından olan temel hak ve özgürlüklerin sınırlanmasını ve bunların kanunla yapılabileceğini belirliyor. Örneğin bunlardan birisi eczacıları da ilgilendirecek şekilde “genel sağlığın korunması” konusudur.
Öte yandan yapılan iş bir yandan sağlık alanıyla ilgiliyken diğer yandan da ticaretle, ticaret hukukuyla ilgilidir. Yani işin içine ticaret yapma özgürlüğü, bunun artık elektronik ortamlarda da yapılabileceği ve bunu çevreleyen hukuksal yapı giriyor.
İlaç-eczacılık bakımından dijitalleşme süreci ise; ilaç, ilaç ve ilaç dışı ürünler ayrımı, eczanenin bir sağlık işletmesi olması, sağlık hukuku, işletme uygulamaları, elektronik iletişim ve ticaret gibi çok yönlü etki altında gerçekten zor bir alana tekabül etmektedir.
Bu yapı nedeniyle Elektronik Haberleşme Kanunu, İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun, Ticaret Kanunu, Tüketici Haklarını Koruma Kanunu, Kişisel Verileri Koruma Kanunu gibi kanunlarla ve İnternet Toplu Kullanım Sağlayıcıları Hakkında Yönetmelik gibi alt mevzuatla gelişen maddi olayların hukuksal çerçevesini de ihmal etmemek gerekiyor.
Bugün internet; ifade özgürlüğü başta olmak üzere mesleki kitleye ve halka dönük demokratik haklardan yararlanmanın en önemli araçlarından birisidir. Bireylerin ya da örgütlerin duyuruları, kamusal işleri, ticaret, alışveriş, bilgi paylaşımı ve buna benzer pek çok konu internet erişimi sayesinde gerçekleşmektedir. Yaşamımıza ticaret yapma biçiminden başlayarak, iletişim kurma, çalışma, dinlenme ve eğlenme biçimine kadar girerken ve çok güçlü değişiklikler yaratırken, bir meslek grubunun başka da örneği olmayacak şekilde internetten yararlanma konusunda geri düştüğünü söylemek gerekiyor. Gerek kamu sağlık yönetiminde, gerek örgütsel ve bireysel düzlemde “ne olursa olsun önce red anlayışının” buna yol açtığını, hatta bu önemli konuda hiç düşünmeden, tartışmaya dahi girmeden ilginç biçimde daha baştan bazı eczacıların karşı çıktığını görüyoruz.
Burada yapılması gereken, önceki yazılarla yaptığımız tespitlere karşın kuşkusuz konu üzerinde enikonu çalışıp öncelikle hukuksal ve sosyal altyapıyı kurmak olmalıdır. Bu yapılırken bir yandan da ilaç ve eczacılık alanındaki elektronik satışlara getirilecek kısıtlamalar şekillenecek ve kanunlardaki belirsizlik ve dağınıklıklar giderilecektir.
Bu çerçevede önerimiz sadece ilaç ve eczacılık alanına özgü bir kanun olması yönündedir. İşin içinde halk sağlığı olduğuna göre yapılması gereken, sosyo-ekonomik yapıyı dönüşür ve gelişirken yakalamak; iş ve işlemler merdivenaltına ya da fiili durum dayatmasına kaymadan öngörebilmektir.
Örneğin düzenleme “İlaç ve Eczacılık Alanında İnternet Uygulamaları Hakkında Kanun” ya da daha özgülleştirilmek isteniyorsa “İlaç ve Eczacılık Alanında Elektronik İşlemler ve Satışların Düzenlenmesi Hakkında Kanun” adları altında özel bir kanun olabilir. Ya da uzun uzun anlattığımız kanunlardaki boşluklardan hareketle başlangıçta yönetmelik düzeyinde bir düzenleme de olabilir. Kanun düzeyinde yapılırsa eczacılara dönük internete ilişkin her türlü haklar, kolaylıklar, satışlar, zorunluluklar net biçimde ortaya konulabilir.
Eczacıların ve eczacı örgütlerinin buna sahip çıkarak öncülük yapması gerekiyor.
Maksadı tam karşılamamakla birlikte burada anlayış olarak ufuk açacak ve yararlanılması gereken bir zorunluluk uygulamasını hemen analım: Türk Ticaret Kanunu, sermaye şirketlerinin (limited, anonim ve sermayesi paylara bölünmüş komandit şirketler) internet sitesi oluşturmaları veya varsa mevcut web sitelerinin bir bölümünü “bilgi toplumu hizmetlerine” uyarlamalarını (şirketin bazı belge ve bilgileri, duyurularının buradan yayınlanmasını) zorunlu kılmaktadır.
Hukuksal arka planı verdikten sonra, konumuza, yani eczacıların internet sitesi açıp açamayacaklarına dönersek, bağlamı dağıtmadan, kısaca, sadece ilaç satışı yapmak üzere internet sitesi açamayacaklarını söylemek mümkündür ve bu konu çok açık ve nettir. Ancak bu yasaklama çok genel çerçeveden, eczacıların sanki hiçbir şekilde internet sitesi açamayacakları şeklinde yaygın yanlış haline gelmiştir.
Oysa bir eczacı diyelim ülkedeki göçmen sorunlarını tartışmak, ilaç eczacılık haberlerini duyurmak, mesleki dayanışma için platform oluşturmak, memleketini ya da ülkeyi tanıtmak, gezdiği yerleri aktarmak, yemek sitesi açmak istediğinde internet sitesi açamayacak mıdır? Yanıtımız kuşkuya yer vermeksizin açabileceği şeklindedir.
Ve fakat ilaç ve münhasıran eczanede satılan ürünlerin dışında kalan ilaç dışı ürünlerin eczacılarca internet sitesi kurarak satışına ayrıca ve ayrıntılı bakmak gerekecektir. Hemen önden, eczacılığa benzer serbest meslekler için böyle bir yasaklama düşüncesi veya ayrımı olmadığını söyleyelim.
Sonraki yazıda bu konuya devam ederek eczacılar dışında kalan sağlık meslek grupları ya da bağımsız çalışanların veya hastane gibi tüzel kişilerin nasıl internet siteleri açtıkları ve faaliyet gösterdiklerini tartışarak, “yürürlükteki mevzuat eczacıların internet sitesi açamayacaklarını öngörmektedir” iddiasında bulunanları sıcak koltuklarında otururken üzmeye devam edeceğiz.
YAZININ ORJİNALİ---------> https://www.eczacininsesi.com/sis-cani-detay.php?id=163
Eczacının İnternetle İmtihanı 4:
İnternet Sitesi Açılabilir mi? Yasak Sadece Eczacılara Mı?
Bir önceki yazımızda eczacılar internet sitesi açabilir mi sorusunu sormuş, herkes açarken 6197 sayılı Eczacılar ve Eczaneler Kanununun 24. maddesindeki kısıtlamanın yaygın yanlış olduğunu, sanki hiçbir konuda eczacıların web sitesi açamayacağının bir algı olarak yerleştiğini ve konunun tüm yönleriyle hiçbir şekilde tartışmaya açılmadan üstünün örtüldüğünü, oysa teknolojik/ticari/toplumsal gelişmelerin bunların yeniden düşünülmesini zorunlu kıldığını belirtmiş, genel bir hukuksal çerçeve çizdikten sonra bu yazıda da uygulamadan örnekler vereceğimizi ve benzer çalışma biçimine sahip serbest çalışanlarla, yine benzer işleri yapan sağlık çalışanlarının nasıl internet sitesi açtıklarını ve faaliyet gösterdiklerini göstereceğimizi belirtmiştik.
Benzer serbest meslek sahiplerinden avukatlara baktığımızda; avukatlar ve hukuk bürolarının reklam yasağı yönetmeliğine ve avukatlık kanununa aykırı durumlar olmadığı sürece internet sitesi kurabildiklerin görüyoruz. Nitekim uygulamada örenk alınacak biçimde yaygın biçimde “av. uzantılı” web sitesi bulunmaktadır.
Peki eczacılar gibi sağlık çalışanları?...
Doktorlar nerede çalışırlarsa çalışsınlar internet sitesi kuruyor, muayene ve tedaviye dönük bilgiler veriyor, hatta uzaktan işlemleri çok ileri aşamaya taşıyorlar.
Eczacılara ticaret ve sağlık hukuku bakımından daha yakın olan medikalcilerin ise hemen hepsinin web sitesi var ve önemli ölçüde medikal malzeme satışını internet üzerinden yapıyorlar. Eczaneler için yasaklama varken özel hastanelerin her türlü içeriğe sahip web siteleri var. Bu kategoride sağlık çalışanı olmamakla birlikte, söylenmeden geçilemeyecek olanlardan, ilaç dışı ürünler satışında giderek ilerleyen aktarları söylemeye bile gerek yok.
Gelelim ilaç ve münhasıran eczanede satılan ürünlerin dışında kalan ilaç dışı ürünlerin eczacılarca internet satışı konusuna…
Bunların satışının eczacılar tarafından da yapılabileceğini önceki yazılarda saptamıştık. Biz bunu yeni tartışırken, bugün bütün takviye edici gıda üreticilerinin kapsamlı internet sitelerinin olduğunu ve buralardan çok ciddi satışlar yaptıklarını biliyoruz. Sektör dışı büyük zincir internet siteleri ise internet satışında ilaç dışı ürünlerde çok büyük pazar payına ulaşmış durumdalar.
Peki hepsini bir yana bırakalım; internet satışına meraklı birisiniz ve bir işyeri açtınız, ertesi gün web sitesi açıp, eczanede satılan “ilaç dışı ürünleri” satabilir misiniz?..
Kesinlikle satabilirsiniz.
O halde benzer serbest çalışanlar ve benzer sağlık işi yapanlara baktığımızda geriye internetten satış yapamayan tek bir meslek grubu kalıyor: Eczacılar…
Yanlış yorumlar ve yorumcular yüzünden bugüne kadar kıpırdayamamış, manipüle edilmiş; değişimi algılayamayan, hiç kalem oynatmadan oturduğu yerden ahkâm kesen, ilaçtan, ilaç ve eczacılık hukuku üzerine düşünmekten uzak kişiler ve örgütler tarafından deontoloji ve yasa sopasıyla korkutulmuşlar. Bilrsiniz ki, hiçbir akıl yürütme, hiçbir analiz olmadan ezberden hayır deniyor.
Bu kestirme yaklaşım biçimi nedeniyle eczacıların çok önemli bir kısmı hâlâ hiçbir konuda internet sitesi açamayacağını düşünüyor. “Hiçbir konuda” kısmının özellikle altını çizelim.
Bunu da 6197 sayılı yasanın önceki yazılarda sözü edilen yasağına ve İspençiyari ve Tıbbi Müstahzarlar Kanununun idari para cezası içeren maddelerine bağlıyorlar.
Halbuki “ilaç ve münhasıran eczanede satılan ürünlerle” ilgili reklam yasağı, satış yasağı vb kamu sağlığını korumaya dönük sınırlamalar dışında her konuda internet sitesi açılabilir; bilgi verebilir ve nihayet sıradan bir aktar, bir medikalci, bir doktor, bir hastanenin yaptığı sağlık faaliyeti gibi açtığı siteden 6197 sayılı yasanın tanımladığı ve her ticari internet sitesinde satışı yapılan ilaç dışı ürünler için faaliyette bulunulabilir. Bilindiği gibi, sürekli görmezden gelinse de bu alanda fiili durum yaratmaya başlayan eczacılar da az değil.
Burada başka bir tartışma konusu da 6197 sayılı yasanın 24. maddesindeki yasaklama hükmünün hem serbest eczacıyı hem eczaneyi kapsayacak şekilde olması. Kuşkusuz bu konunun da ayrıca tartışılması, bunun sadece ve sadece yürütülen mesleğe ve yapılan işe dönük olduğu şeklinde anlaşılması, başka bir deyişle diğer her konuda bu yasaklamanın Anayasa’nın ticaret yapma ve düşünceleri açıklama özgürlüğüne aykırı olduğunun bilinmesi gerekiyor.
Öte yandan yasal planda yasaklamadan ne anlamak gerekiyor? Başka bir deyişle yasaklamanın amacı ve niyeti nedir? Yasaklama maddesi olan 24. maddenin ruhu, aslında sadece ve sadece bir meslek olarak eczacılara ve sadece bir sağlık kuruluşu olarak eczanelere, sadece eczacılara özgü işler ve sadece eczaneye dönük işler için internet sitesi açılamayacağı şeklindedir.
Zira diğer tüm satışlar eczacı olmayan başkaları tarafından ve eczane olmayan işyerlerinden de zaten yapılabilmektedir.. O halde buradan 6197 sayılı yasanın 28. maddesi ile buna dayanarak çıkarılan Eczacılar ve Eczaneler Hakkında Yönetmeliğin 42. maddesinde belirtilen ilaç ve münhasıran eczanede satışı yapılacak ürünler dışında kalan tüm ürürnler için açılabilecek bir internet sitesinden satış yapılabileceği açıktır.
Bu konuda temel hak ve özgürlüklerde yasaklamanın/sınırlamanın önceden, kanunda, açık ve net yapılması; buna karşın özgürlüğün önceden sınırlayıcı/yasaklayıcı bir düzenleme yoksa var kabul edilmesi şeklindeki ilkeden aldığını, bunun hukuk tarihimizde önemli açılımlar sağladığını da belirtmek gerekiyor. Örneğin memur sendikalarının ortaya çıkışı ve kuruluşu bu yoldan ilereleyerek fiili durumla gerçekleşmiştir. Her ne kadar bir yasaklama olmasa da önceki yazılarda yazdığımızı tekrar belirtelim; ideal olanı, ilaç eczacılık alanında elektonik işlemlere özel açık bir düzenleme yapmaktır.
Başka hiçbir meslek dalında, bu kadar meramı anlatamayan, bağlamı kopuk, ayrıntısı düzenlenmemiş ve hepsinden de önemlisi herkesin yanlış anladığı bir yasaklama hükmü yok.
Bilirsiniz, devlet memurları için de böyle tersten anlaşılan bir yasaklama efsanesi vardır. Mikrofonu uzatıp hayat pahalılığını ya da göçmen sorununu soran muhabire, memur “ben devlet memuruyum konuşamam” der. Oysa sayısız idari yargı kararıyla saptandığı üzere sadece ve sadece “yapılan işle ve hatta özel olarak kendi yaptığı işle ve oradaki bilgiler veya gizli bilgiler” hakkında konuşulamaz.”
Ama gelin görün ki devlet memuru, kayısının prebiyotik özelliği var mıdır sorusunu bile ben devlet memuruyum konuşamam diye yanıtlayabiliyor.
Tıpkı eczacıların “yassah hemşehrim efsanesi” çerçevesinde bir internet sitesi kurarak “kayısının prebiyotik özelliklerini” anlatamadıkları gibi…
YAZININ ORJİNALİ---------> https://www.eczacininsesi.com/sis-cani-detay.php?id=165
Yorum yap